Analiz: Bölgesel Bir Kriz Örneği Olarak Kudüs Gerilimi

Kudüs’te Ramazan Ayı’nın başlangıcından itibaren yaşanan çatışmaların arkasındaki nedenler incelendiğinde, üç ana somut problemden ve bize göre bir tane de iç politikayla özdeşleşmiş milliyetçi-muhafazakar motivasyonlara dayalı problemden söz etmek gerekmektedir. İlk somut problemimiz; bölgedeki müslümanlar için tarihsel bir gelenek haline gelen Şam Kapısı’nda iftar açma faaliyetinin İsrail polisi tarafından barikatlar ile engellenmesidir. İkinci olarak; Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinli ailelerin evlerinin Yahudilere ait olması gerekçesi sunularak evlerin boşaltılmasının planlanması ve son olarak, 10 Mayıs “Kudüs Günü” olarak anılan ve “Yahudilerin 6 Gün Savaşları”nda kazandıkları zaferi kutlama gerekçesiyle Doğu Kudüs’te bir dizi provakatif eylem sayılabilecek davranışların yaşanmasını istemeyen Filistinli grupların bahsi geçen kutlamalara yönelik engelleyici barikatlar oluşturmasıdır (BBC NEWS, 2021). Şu an itibari ile İsrail yönetimi Kudüs Günü kutlamalarını iptal etmeyi değerlendirse de (NTV, 2021), bölge halkını derinden etkileyen bahsi geçen bu olaylar ciddiyetini korumakta ve olayları hassaslaştırmaktadır. Arka planında sıralanan bu hassas nedenlerin yattığı olaylarda Filistinlilerin Kudüs Günü kutlamalarının gerçekleşmemesi için kurduğu barikat ve tuttukları nöbete İsrail polisinin orantısız tepkisi çatışmaların toplumsal huzursuzluktan koparak somut fiili olaylara dönüşmesine neden olmuştur.

Ramazan aylarının ekserisinde Mescid-i Aksa ve Doğu Kudüs temelli, İsrail polisi ve Filistinli gruplar arasında çatışmalar yaşanmaktadır. Bu durum 1994’te İsrail ve Ürdün arasında imzalanan Washington Deklarasyonu’nun üçüncü maddesinin açıkça ihlali anlamına gelmektedir (Israel Ministry of Foreign Affairs, 1994). Aynı zamanda Dini mekanlar ile ilgili garanti verdiği Ürdün Devleti’ne de karşı sorumluluk doğurması gerekmektedir. Çünkü hali hazırda Mescid-i Aksa’nın statüsünü belirleyen metin olarak görülmekte ve hükümleri işletilmektedir (ORUÇ, 2015).

Şu anda tüm şiddetiyle devam eden olayların yakın bir zamanda son bulacağına dair bir kanaat getirmek zordur. Ancak, bahsi geçen olaylar bağlamında benzer nedenlerle 2000-2005 yılları arasında görülen İkinci İntifada’dan söz etmek, hem bir neden olarak değerlendirdiğimiz muhafazakâr-milliyetçi motivasyonlar bağlamında hem de olayın yine Mescid-i Aksa temelinde gerçekleşmesi hasebiyle büyük önem arz etmektedir.

İkinci İntifada 2000 yılında gerçekleştirilen Camp David Zirvesi’nin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından görülen toplumsal harekettir. Olayların başlaması Ariel Şaron ve kendisine korumalık yapan yaklaşık 1000 kadar İsrail polisinin müslümanlar ve yahudiler için kutsal sayılan Tapınak Tepesi’ne yürüyüşü ile başlamıştır. Müslümanlar arasında provakatif bir eylem olarak adlandırılan bu süreç, Ariel Şaron tarafından “her yahudinin hakkı” olarak tanımlanmıştır (GOLDENBERG, 2000). Ariel Şaron 2001 yılında bünyesinde olduğu Likud Partisi’nden aday gösterilerek seçimleri kazanmıştır (BBC NEWS, 2014). Ancak yaşanan olaylar neticesinde hem yahudi halkı hem de bölgenin müslüman halkı büyük yaralar almıştır. İkinci İntifada’dan önce Batı Şeria’da yaşayan halkın ekonomik durumunun göreceli olarak stabil olduğu ve herhangi bir tehdit altında olmadığı seyahat özgürlüğü yerini şehirlerin bombalandığı bir duruma bırakmıştır (ASALYA). Aynı şekilde bölgede yaşayan yahudiler ve İsrail polisi de Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıların hedefi olmuştur. Ülke istikrarsız bir konuma evrilmiştir.  Bu bağlamda olaylar genel itibarla değerlendirildiğinde, Tapınak Tepesi’ne gerçekleştirilen yürüyüşün ve sonrasında yapılan açıklamaların İsrail’de sağ kanatta yer alan Muhafazakar ve Milliyetçi seçmenler tarafından olumlu değerlendirilerek bir seçim propagandasına dönüştüğünü söyleyebilmememiz mümkün gözükmektedir. Bu çerçevede yaklaşık 20 yıl önce görülen ve beş yıl sürerek binlerce kişinin ölümüne sebep olan ayaklanmaların, İsrailli milliyetçi ve muhafazakar siyasetçilerin  karışıklık dönemlerinde oylarını konsolide etme yöntemlerinin bir sonucu olduğu kanaatinde bulunmaktayız. Bugün itibariyle devam etmekte olan olayların arka planında yatan nedenlerden biri olarak da kabul edilmesi mümkündür. 2018’ten başlayarak 2 sene boyunca düzenli bir hükümet kuramayan İsrail Devleti’nin (Sözcü, 2020), bölgede yaşayan yahudilerin milliyetçi duygularını harekete geçirecek toplumsal ayaklanmalar ile halkın belli hassasiyetlerini yeniden canlandırmaya çalışması olası gözükmektedir. Bölgeyi ve halkı “güvenlikleştirme” politikası halkın milliyetçi ve muhafazakâr sinir uçlarını uyaracaktır. Öte yandan 2017 yılında yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde alınan karara göre Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti ilan edilmesi (NTV, 2017) ve Mescid-i Aksa’nın da bu bölgede yer alan bir yapı olması hasebi ile bildiriye imza atan her devlet tarafından provokasyon olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda son zamanlarda İsrail’in diğer Arap ülkeleri ile yürüttüğü ve İsrail lehine gerçekleşen bir çok sürece zarar vermesi mümkün gözükmektedir.

Dünya devletlerinin ve bölge devletlerinin de takındığı tutum bu olaylar nezdinde büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda olayların yaşandığı coğrafyaya en yakın devlet ve olayların muhataplarından biri olarak kabul edilen Ürdün yaşanan saldırıları “barbarlık” olarak nitelemektedir (TRT Haber, 2021). İran yaşanan olayları ve müdahaleleri savaş suçu olarak anmaktadır (HOLMES, 2021). Mısır yaşanan olayları Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine yakışmayan olaylar olarak nitelemekte ve yaşanan süreci uluslararası hukuka aykırı görmektedir (Toı STAFF, 2021). Küresel aktörler bağlamında Birleşmiş Milletler 10 Mayıs günü “acil toplanma” kararı almıştır (Yeni Şafak, 2021). Avrupa Birliği cephesi ise tarafları itidalli davranmaya çağırarak gerilimin tırmanmaması gerektiğini belirtmektedir.

Bölgede yaşanan bu gerilim coğrafyanın kronik bir problemi haline evrilmiş bulunmaktadır. Filistin sorununun birçok açmazı bulunmakla beraber gerçekleşen olaylar ekseriyetle aynı olgulardan kaynaklanmaktadır. Birincisi İsrail tarafının uluslararası hukuku göz ardı ederek tek taraflı attığı adımlardır. Uluslararası sistemin etkin bir caydırıcı mekanizmasına sahip olmaması bu adımların İsrail tarafından daha özgür bir şekilde atmasına sebebiyet vermektedir. İkinci olarak bölge aktörleri ve küresel aktörlerin çıkar tanımlamaları etrafında yürüttükleri politikaların çok hızlı bir şekilde eksen kaymasına uğramasıdır. Bu gün itibari ile bölgede istikrarın yolu da savaşın yolu da İsrail ile olan ilişkilerden geçmektedir. Bölge devletlerinin hükümetleri, Arap dünyasında yer alan diğer önemli figürler kadar ön planana çıkamamakta ve nispi olarak Filistin Davası’na olan aidiyetlerinin de azaldığını söylememiz mümkündür. Netice itibariyle Suriye ve Irak istikrarsız bir konumda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan İsrail ile ilişkileri normalleştirme yolunda ve bölgenin en büyük güçlerinden biri olan Mısır ise darbe sonrası geçirdiği değişim ile farklı konular üzerine eğilmektedir. Aynı zamanda Bize göre; İsrail halkını sürekli olarak bir “öteki tehdidi”ne karşı canlı tutmak niyetindedir. Bu bağlamda Milliyetçi ve Muhafazakar seçmenlerin oylarını kazanmak niyeti de görülen İkinci İntifada örneğinde de olduğu gibi, çatışmalar için motivasyon oluşturabilecek nedenler arasında gelmektedir. Bu çerçevede her ne kadar olayların İkinci İntifada olduğu gibi binlerce kişinin öldüğü toplumsal çatışmalara dönüşebileceğini söylememiz şu an çok mümkün gözükmese de çatışmalara silahlı Filistinli grupların etkin katılımı ile beraber, olayların bir süre daha devam edeceği kanaatinde olduğumuzu belirtmemiz gerekmektedir.

 

Kaynakça

  • ASALYA, I. H. (tarih yok). The Secon Intifada(uprising) in Palestine: Social, Economic, Political, Military and Security Consequences.
  • BBC NEWS. (2014, Ocak 02). Ariel Şaron kimdir? BBC NEWS: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/01/140102_ariel_saron adresinden alındı
  • BBC NEWS. (2021, Mayıs 10). İsrail-Filistin: Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da gerilim nasıl başladı, neden arttı? BBC NEWS: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57061542 adresinden alındı
  • GOLDENBERG, S. (2000, Temmuz 29). Rioting as Sharon visits Islam holy site. The Guardian: https://www.theguardian.com/world/2000/sep/29/israel adresinden alındı
  • HOLMES, O. (2021, Mayıs 09). Scores injured in fresh night of Jerusalem clashes. The Guardian: https://www.theguardian.com/world/2021/may/09/jerusalem-al-aqsa-clashes-injuries-israel adresinden alındı
  • Israel Ministry of Foreign Affairs. (1994, Temmuz 25). The Washington Declaration. Israel Ministry of Foreign Affairs: https://mfa.gov.il/mfa/foreignpolicy/peace/guide/pages/the%20washington%20declaration.aspx adresinden alındı
  • NTV. (2017, Aralık 13). Son Dakika: Doğu Kudüs Filistin’in başkenti ilan edildi. NTV: https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-dogu-kudus-filistinin-baskenti-ilan-edildi,7uaXHsN6DE6OmzhnKAznrA adresinden alındı
  • NTV. (2021, Mayıs 09). İsrail Başbakanı Netanyahu’dan Kudüs’teki gerginliği artıracak açıklama. NTV: https://www.ntv.com.tr/dunya/israil-basbakani-netanyahudan-kudusteki-gerginligi-artiracak-aciklama,uXWHvO5QO0mo6u8th6ocSw adresinden alındı
  • ORUÇ, H. (2015). Mescid-i Aksa: Tarihi, Statüsü ve Güncel Gelişmeler. ORMER PERSPEKTİF SERİLERİ, 6.
  • Sözcü. (2020, Mayıs 18). İsrail’de hükümet krizi sona erdi! Sözcü: https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/israilde-hukumet-krizi-sona-erdi-5820248/ adresinden alındı
  • Toı STAFF, J. M. (2021, Mayıs 11). Sanders, Warren, Ocasio-Cortez slam Israel over pending Sheikh Jarrah evictions. Times Of İsrael: https://www.timesofisrael.com/sanders-warren-ocasio-cortez-slam-israel-over-pending-sheikh-jarrah-evictions/ adresinden alındı
  • TRT Haber. (2021, Mayıs 08). Ürdün: İsrail’in Mescid-i Aksa’ya saldırısı barbarca. TRT Haber: https://www.trthaber.com/haber/dunya/urdun-israilin-mescid-i-aksaya-saldirisi-barbarca-579178.html adresinden alındı
  • Yeni Şafak. (2021, Mayıs 10). Birleşmiş Milletler, Filistin için acil toplanıyor. Yeni Şafak: https://www.yenisafak.com/dunya/birlesmis-milletler-filistin-icin-acil-toplaniyor-3622555 adresinden alındı

 

Mustafa ÖZCAN
Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü dereceyle 2020 yılında sonlandırmıştır. İleri düzey İngilizce ve Fransızca bilmektedir

İlgili Yazılar

YORUM ALANI

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz