İnsanlığın En Büyük Yarası: Çocuk İstismarı

“Bir Derleme Çalışması”

Giriş

Çocukluk dönemi insan yaşamının kırılmaya en açık olduğu ve hasarın en kalıcı olacağı dönemdir. Bu nedenle çocukluk döneminde yaşanan bir travma ömür boyu bireye eşlik edebilmekte, yaralar kalıcı hale gelebilmektedir. Çocuk istismarı tek bir nedene bağlanamayan karmaşık bir olgudur. Çocuğun sahip olduğu özellikler, ailenin özellikleri ve toplumsal/kurumsal özellikler istismarın ortaya çıkışında etkili olmaktadır. Çocuk istismarı; fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar ve ihmal olmak üzere dört ana başlıkta incelenmektedir. İstismarın çocuk üzerinde bıraktığı fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal etkiler oldukça derindir. Çoğu istismar vakası ancak çocuklar fiziksel olarak ciddi hasarlar aldığında fark edilebilir. Bu nedenle ortaya çıkmayan pek çok istismar vakası olduğu tahmin edilmektedir.

Çocukluk Dönemi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1’inci Maddesine göre çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır (UNICEF, 1996). Bu tanım ülkemiz yasalarınca da geçerlidir. Türk Medeni Kanunu’nda kullanılan “küçük” terimi de 18 yaş altı bireyleri kapsamaktadır (Acehan ve ark., 2013).

0-8 yaş aralığı erken çocukluk dönemi olarak adlandırılmaktadır ve çocuğun yaşamı boyunca taşıyacağı birçok özelliği bu yaş aralığında kazanmaktadır. Gelişimsel süreçlerinde elde edecekleri kazanımın neredeyse yarısı da bu aralıkta kazanmaktadırlar (Tunçeli ve Zembat, 2017). Orta çocukluk dönemi olarak adlandırılan 8-12 yaş aralığı da ilk dönem kadar önemli ve kritiktir. Orta çocukluk döneminde erken çocuklukta kurulan bağlanma figürü hala birincil bağlanma figürüdür ancak sosyalleşme de yine bu dönemde başlar (Sümer ve Şendağ, 2009). 12-18 yaş arası dönem ise ergenliğin başlangıcı olarak kabul edilir ve bireyin cinselliğini ve karşı cinse ilgisini tanımaya başladığı dönemdir (Erden ve Utku, 2007). Bu nedenle bu dönemlerde oluşacak her türlü istismar ve ihmal çocuğun fizyolojik ve psikolojik gelişimi ve yaşamı için oldukça kritiktir. 18 yaş altındaki bireyler fiziksel, psikolojik ve cinsel gelişimlerini tamamlamadıkları için de bu dönemde yaşanan istismar ciddi ruhsal sorunlara yol açmaktadır (Ballı, 2010).

Çocukluk dönemi,bireylerin yaşam boyu sürdürecekleri birçok özelliği kazandıkları ve yaşamlarını şekillendirdikleri bir dönemdir. Çocuğun psikolojik ve fizyolojik sağlığı ebeveynler ile doğrudan ilişkilidir ve ebeveyn sağlığı da çocuğu doğrudan etkiler (Er, 2016).

Çocuk İstismarı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün 1999’da yaptığı tanıma göre “çocuk istismarı” (child abuse) veya çocuğa karşı kötü muamele; sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya duygusal kötü davranışı, cinsel istismarı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren tüm saldırgan davranışlardır (Runyan ve ark. 2002’den aktaran Topbaş, 2004). Bir başka tanımda Erden (2002) çocuğun anne, baba, bakım veren ya da toplum tarafından karşılanması gereken temel gereksinimlerinden yoksun bırakılması durumunun çocuk istismarı kapsamına gireceğini belirtmiştir. Çocuk istismarının bir diğer tanımında ise ebeveynler, toplum ya da devlet tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallara, yasalara ve uzman kişilere göre çocuğun yaşamına ve bedensel bütünlüğüne hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığıyla beraber gelişimini olumsuz yönde etkileyen ve çocuğa zarar veren eylemlerin tümü çocuk istismarı ve ihmali olarak tanımlanmaktadır (Keser, Odabaş ve Elibüyük, 2010).

Çocuk istismarı özellikle ebeveynden ya da bakım verenden gelen kasti ya da kaza sonucu oluşan kazaları içerir bu nedenle aktif bir süreçtir (Ayvaz ve Aksoy, 2004). İstismarın bir türü olan ihmal ise çocuğu ihtiyaçlarından yoksun bırakmayı içerdiğinden daha pasif bir süreçtir (Kara, Biçer ve Gökalp, 2004).

Çocuk İstismarı Risk Faktörleri

Bazı çocukların diğerlerine göre istismara daha açık olduğu ve daha fazla risk altında oldukları bilinmektedir. Bu risk faktörleri bireysel, ailesel, toplumsal ve kurumsal olarak dörde ayrılır (Demirci, Öztop, Özmen ve Özdemir, 2017).

Çocuğun istismara açık hale gelmesi görüldüğü üzere şans eseri değildir. İstismar için hem istismarcının hem sistemin hem de mağdurun belli koşullar içinde olması beklenmekte ve bu risk faktörleri göz önüne alınarak çocuklara koruma sağlanmalıdır (Yolcuoğlu, 2010).

Tablo I: Çocuk İstismarı Risk Faktörleri (Deveci ve Açık, 2003)

Çocuk İstismarı Türleri

  1. Fiziksel İstismar
  2. Duygusal İstismar
  3. Cinsel İstismar
  4. İhmal

Çocuk istismarı ile yapılan çalışmalarda özellikle yaygınlık ve gruplar arası görülme sıklıkları konusunda pek çok farklı sonuç vardır. Aşağıda yer aldığı üzere farklı çalışmalarda farklı istismar türlerinin yaygınlığı ile ilgili çelişkili bulgular yer almaktadır. Bunun en büyük sebebi istismarın kapsamının anlaşılmasına dair problemler (neyin istismar olduğu kültürel olarak tartışılır.) ve istismarın tespitinde yaşanan zorluktur.

  1. Fiziksel İstismar

Çocuğun; anne, baba ya da bakımından sorumlu başka bir kişi tarafından fiziksel şiddet görmesi, vücut bütünlüğünün bozulması ya da bozma girişiminde bulunulması, bedenen bir hasara maruz kalması ve yaralanması fiziksel istismar kapsamındadır (Yarar ve Yarış, 2011). Fiziksel istismarda yaralama ya da yaralama girişimi herhangi bir nesne ya da elle; vurularak, ısırılarak, yakılarak, itilerek, sarsılarak oluşturabilir (Taner ve gökler, 2004).

Klinik Adli Tıp kitabında Polat’ın (2013) belirttiği üzere fiziksel istismar çocuğun itaatini sağlama, çocuğu cezalandırma ya da öfkeyi boşaltma gibi nedenlerle uygulanıyor olabilir ve en yaygın görülen istismar şeklidir. Gözlemlenebilirliği yüksek olduğu için de tespit etmesi en kolay istismar türüdür (akt. Tıraşçı ve Gören, 2007).

Bazı kaynaklar bedensel ceza ve fiziksel istismarı ayırmaktadır. Burada ayrım çocuğa uygulanan fiziksel şiddetteki niyettir. Strauss (1994) bedensel cezayı çocuğun yalnızca acı hissetmesi için uygulanan fiziksel güç olarak tanımlamaktadır (akt. Bilgin, 2008).

Fiziksel istismar araştırmaların pek çoğunda en yaygın istismar türü olarak belirtilir ancak tespitinin kolay olması da sonuçları yönlendiriyor olabilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün bulgularına göre 2000 yılında 15 yaş ve altı 57.000 çocuk fiziksel istismardan hayatını kaybetmiştir (Altıparmak, Yıldırım, Yardımcı ve Ergin, 2013).

  1. Duygusal İstismar

Duygusal istismar çocuğa ebeveyn, bakım veren, tanıdığı ya da tanımadığı bir yetişkin tarafından yapılan; alay etmek, hakaret etmek, bağırmak, aşağılamak, lakap takmak, fikrini sormamak, suçlamak, baskı yapmak, başkalarıyla kıyaslamak, tehdit etmek, korkutma, yıldırma gibi davranışlardır (Adalı ve Erden, 2007). Duygusal istismar için bir başka tanım ise Dean (1979) tarafından yapılmış olup, çocuğun olumlu benlik gelişimine engel olacak ve ailede kronikleşmiş davranış kalıpları olarak açıklanmıştır (Siyez’den akt. Öztep, 2010). Başka bir çalışmada çocuğun kendi çıkarlarına kullanılması ve çocuktan kapasite üstü performans beklenmesi, yetişkinleştirme de duygusal istismar kabul edilmiştir (Kars’tan akt. Göde, Savi ve Savi, 2006).

Bu davranışlar çocukta fiziksel bir hasara neden olmasa da duygusal olarak yıpratıcı ve çocukta hasar bırakabilecek şiddet davranışları olabileceğinden istismar kapsamında değerlendirilir.

Yapılan bir çalışmada 7-18 yaş arası çocuklarda fiziksel istismardan sonra (%59) en çok görülen istismar türünün duygusal istismar (%49) olduğu görülmüştür. Çalışmada çocukların istismar davranışlarına doğrudan maruz kalmasa bile şahit olmaları da istismar kabul edilmiştir (Korkmazlar-Oral, Engin ve Büyükyazıcı, 2010). Duygusal istismar oldukça yaygın olmasına rağmen tanılaması ve ortaya çıkarması en zor istismar türüdür (Koçmarlar ve Akbağ, 2018).

  1. Cinsel İstismar

Çocuğa yönelik cinsel istismar en genel tanımıyla yetişkinlerin cinsel çıkarları doğrultusunda çocuğu kullanmasıdır (Ünal, 2008). Cinsel istismar çocuğa bir aile üyesi ya da akraba tarafından yapılıyorsa ensest bağlamında değerlendirilir (Yiğit, 2005). Çocuklukta cinsel istismarda istismarcı çoğunlukla çocuğa yakın olan kişilerdir ve en yaygın şekli de ensesttir (İbiloğlu, atlı, Oto ve Özkan, 2018). Ensest ilişki çoğunlukla toplumda tabu kabul edilen, gizli kalan, süreğen  bir olaydır; tanınması ve takibi zordur. Ensestin, cinsel istismarın aile içinde yaşanması, toplum tarafından kabul edilemezliği, ailenin parçalanma korkusu gibi etmenler nedeniyle diğer cinsel istismar tiplerine göre açığa çıkmasının daha zordur (Şahin ve Taşar, 2012).

Çocukluk çağında cinsel istismar sanılanın aksine oldukça yaygındır. Dünyada yapılan bir çalışmada kadınların %20’si, erkeklerin %5-10’u çocukluk dönemlerinde cinsel istismara uğradıklarını bildirmişlerdir (Gencer, Özbek, Özyurt ve Kavurma, 2016). Cinsel istismarın sosyal ve adli boyutunun zorlayıcılığı ve mağdurun psikolojik kabulünün zor olması nedeniyle ortaya çıkması en zor istismar türü olduğu düşünülmektedir (Bozbeyoğlu, Koyuncu, Kardam ve Sungur, 2010).

Çocukların maruz kaldığı davranışların cinsel istismar olarak adlandırılması ve cinsel istismar kavramının çerçevelenmesi oldukça zordur. Toplumun kültürel yapısı, sosyal inançları, aile içi ilişkiler, çocuk yetiştirme tarzlarındaki farklılıklar bu zorluğun ortaya çıkmasında etkilidir (Ceylan ve ark., 2009).

Polat (2001) Çocuk ve Şiddet kitabında cinsel istismarın farklı şekillerde görülebileceğini belirterek kategorize etmiştir. Bunlar;

  1. Temas içermeyen cinsel istismarlar: Cinsel içerikli konuşma, teşhircilik ve röntgenciliktir.
  2. Cinsel dokunma: İstismarcı kurbana dokunabilir ya da kurbanı kendisine dokunması için zorlayabilir. c.Oral-genital seks
  3. İnterfemoral ilişki (Irza tasatti): Penetrasyonun olmadığı, sürtünmenin olduğu istismar şeklidir.
  4. Cinsel penetrasyon (Irza geçme): Genital ilişki, anal ilişki, oral ilişki, objelerle penetrasyon ve parmakla penetrasyon şeklinde olabilir.
  5. Cinsel sömürü: Çocuk pornografisi ve çocuk fuhuşunu kapsar. (akt. Alpaslan, 2014).

Çocuklukta cinsel istismara maruz kalma oranları da oldukça değişkendir. Bu değişkenliğin hala istismar tanımının sınırlarının net bir şekilde çizilememiş olması, araştırma desenleri, veri toplama araçları gibi sebeplere dayandığı düşünülmektedir ancak veriler göstermektedir ki çocuklukta cinsel istismara maruz kalma oranı %10 ila %40 arasında değişmektedir ve mağdurlar arasında kız çocuklarının sayısı erkek çocuklarına göre dört kat daha fazladır (Aktepe, 2009). Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada ulaşılan sonuçlarda ise çocukların yaklaşık %12’sinde cinsel istismar öyküsünün olduğu görülmüştür (akt. Çeçen, 2007).

Yine Amerika’da Synder (2000) tarafından yapılan başka bir çalışmada ise 1991-1996 yılları arasında bildirimi yapılan 60.991 cinsel suç vakasında mağdurların %67’sinin çocuk olduğu görülmüştür. Cinsel istismara maruz kalan çocukların %82’sinin cinsiyeti kadındır (akt. Aksel ve Irmak, 2005).

  1. İhmal

Çocuk ihmali, çocuğun psikolojik ya da fizyolojik olarak ihtiyacı olan gerek temel gerek ikincil ihtiyaçlarının karşılanmaması ya da eksik karşılanmasıdır (Sarı, Ardahan ve Öztornacı, 2016). Daha açık haliyle çocuğun beslenme, barınma, korunma, sağlık, giyim gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarının kendine bakım verme sorumluluğu olan kişilerce karşılanmamasıdır (Yüksel ve ark., 2013). Sağlık hizmeti önerilerine uyulmaması, uygun sağlık hizmeti aranmaması, açlığa neden olan gıda yoksunluğu ve bir çocuğun fiziksel olarak gelişmemesi gibi çocuk ihmalinin birçok belirtisi vardır. Diğer endişe nedenleri arasında çocukların uyuşturucuya maruz kalması ve çevresel tehlikelerden yetersiz korunma sayılabilir. Ayrıca terk edilme, yetersiz denetim, kötü hijyen ve eğitimden yoksun kalma da ihmalin delili olarak kabul edilmiştir (Krug, Mercy, Dahlberg ve Zwi, 2002).

İhmal gözle görülebilir hallere dönüşebileceği gibi hiçbir zaman fark edilmeyebilir de. Bu nedenle ihmalin boyutu ile ilgili geniş çaplı çalışmalar yapılamamaktadır. İhmal tek bir seferden ibaret olabilirken süreğen hale de gelebilmektedir. Bu nedenle çocukları uzun vadede korumak için toplumsal ve kurumsal boyutta adımlar atılmalıdır (Taş, 2017). Yapılan bildirilerde görülmektedir ki istismar vakalarının bir önceki adımlarında büyük oranda ihmal bulunmaktadır (www.healtychildren.com, 2021).

Çocuk Cinsel İstismarının Çocuk Üzerindeki Sonuçları

Çocuk ihmal ve istismarı çocuk ve bebeklerdeki ölümün en önemli nedenlerinden biridir (Beyazova ve Şahin, 2007). Çocuk istismarının ilk belirtileri fizikseldir. Çocuklarda yaralanmalar, kırıklar, lezyonlar, yanık izleri gibi pek çok  fiziksel yara istismar olgusunu düşündürür (Yılmaz, İşiten, Ertan ve Öner, 2008) ve uzmanlarca takip edilmesi gerekir.

Çocuk istismar ve ihmalinin göz ardı edilemeyecek psikolojik etkileri de vardır. Travmatik yaşantı türlerinden biri olan çocuk istismar ve ihmali (Briere ve Scott, 2021) çocuklarda travma sonrası stres bozukluğunun yanında altına kaçırma, uyku problemleri gibi sorunlara da sebep olmaktadır (Polat’tan akt.Aktay, 2020). İstismar ve ihmal çocuklarda davranışsal, bilişsel, duygusal ve sosyal değişikliklere sebep olabilmektedir (Öztürk, 2009). Dissosiyasyon da çocukluk çağı travmalarına bağlı olarak ortaya çıkan psikopatolojilerden bir tanesidir (Zoroğlu ve ark., 2001).

Literatür bu bağlamda psikolojik hasar bırakması açısından özellikle cinsel istismarın üzerinde durmaktadır ve cinsel istismarın depresyon, anksiyete bozuklukları, madde bağımlılığı gibi sonuçları olduğu da bilinmektedir (Dönmez ve ark. 2014).

Çocuk istismarı yalnızca mağdura zarar vermekle kalmaz, mağdurlarla çalışan meslek gruplarında da ikincil travmaya neden olur (Çolak, Şişmanlar, Karakaya, Etiler ve Biçer, 2012).

Sonuç

Sonuç olarak çocuk istismarı sanılanın aksine oldukça yaygın görülen, yalnızca istismarcı ve mağduru değil toplumu ve kurumları da içine alan bir olgudur. Bu bağlamda çocuk istismarının engellenmesi için ailelerin ve çocukların çeşitli eğitimlerle desteklenme ve fiziki şartlarının iyileştirilmesi gerekir. Çocuk istismarı birçok nedene bağlanabileceğinden çocukları korumak için birçok alanda ortak hareket edilmelidir.

 

Kaynakça

  • Acehan, S., Bilen, A., Ay, M. O., Gülen, M., Avcı, A., ve İçme, F., (2013). Çocuk istismarı ve ihmalinin değerlendirilmesi. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi22(4), 591-614.
  • Adalı, N. Y. ve Erden, G. T. D. (2007). 10-12 yaş grubu çocuk istismarı ebeveyn ve çocuk bilgilendirme çalışması (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı.
  • AKSEL, E. Ş. ve Irmak, T. Y. (2015). Çocuk cinsel istismarı konusunda öğretmenlerin bilgi ve deneyimleri. Ege Eğitim Dergisi16(2), 373-391.
  • Aktay, M. (2020). İstismar ve İhmalin Çocuk Üzerindeki Etkileri ve Tedavisi. Gelişim ve Psikoloji Dergisi1(2), 169-184.
  • Aktepe, E. (2009). Çocukluk çağı cinsel istismarı. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar1(2), 95-119.
  • Alpaslan, A. H. (2014). Çocukluk döneminde cinsel istismar. Kocatepe tıp dergisi15(2), 194-201.
  • Altiparmak, S., Yildirim, G., Yardimci, F. ve Ergin, D. (2013). Annelerden alınan bilgilerle çocuk istismarı ve etkileyen etkenler. Anatolian Journal of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi14(4).
  • Ayvaz, M. ve Aksoy, M. C. (2004). Çocuk istismarı ve ihmali: ortopedik yönleri. Acta Medica35(1), 27-33.
  • Ballı, Ö. (2010). Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Başvuran Çocuk İstismarı ve İhmali Olgularının Değerlendirilmesi. (Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi). Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi: Adana.
  • Beyazova, U., & Şahin, F. (2007). Çocuk istismarı ve ihmaline yaklaşımda hastane çocuk koruma birimleri Derleme. Türk Pediatri Arşivi42(11), 16-18.
  • Bilgin, A. (2008). Aile içi bedensel cezaya ilişkin bir çalışma. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi41(1), 29-50.
  • Bozbeyoğlu, A. Ç., Koyuncu, E., Kardam, F. ve Sungur, A. (2010). Ailenin karanlık yüzü: Türkiye’de ensest. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi13(1).
  • Briere, J. N. Ve Scott, C., (2021). Travma Terapisinin İlkeleri Belirtiler, Değerlendirme ve Tedavi için Bir Kılavuz DSM-5 için Güncellenmiş (2. Baskı). (B.D. Genç, Çev.) İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları (2014).
  • Ceylan, A., Tuncer, O., Melek, M., Akgün, C., Gülmehmet, F., ve Erden, Ö. (2009). Van bölgesindeki çocuklarda cinsel istismar. Van Tıp Dergisi16(4), 131-134.
  • Çeçen, A. R. (2007). Çocuk cinsel istismarı: Sıklığı, etkileri ve okul temelli önleme yolları. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi1(4), 1-17.
  • Çolak, B., Şişmanlar, Ş. G., Karakaya, I., Etiler, N. ve Biçer, Ü. (2012). Çocuk cinsel istismarı olgularını değerlendiren meslek gruplarında dolaylı travmatizasyon. Anatolian Journal of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi13(1).
  • Demirci, E., Öztop, D. B., Özmen, S., & Özdemir, Ç. (2017). Bağlanma, duygu tanıma ve dürtüsellik: çocuk cinsel istismarına ilişkin riskler. Adli Tıp Bülteni22(2), 109-114.
  • Deveci, S. E. ve Açık, Y., (2003). Çocuk istismarı nedenlerinin incelenmesi. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi12(4).
  • Dönmez, Y. E., Soylu, N., Özcan, Ö. Ö., Yüksel, T., Demir, A. Ç., Bayhan, P. C., & Miniksar, D. Y. (2014). Cinsel istismar mağduru çocuk ve ergen olgularımızın sosyodemografik ve klinik özellikleri. Journal Of Turgut Ozal Medical Center21(1), 44-48.
  • Er, M. (2006). Çocuk, hastalık, anne-babalar ve kardeşler. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi49(2), 155-168.
  • Erden, G. (2002). Suç kurbanı ve suç zanlısı çocuk haberleri, Türk Psikoloji Bülteni, 8 (24-25), 69-73.
  • Erden, G. T. D., & Utku, Ç. H. Y. (2007). 12-18 yaş arası çocukların kişilik örüntüsünün değerlendirilmesi (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı.
  • Gencer, Ö., Özbek, A., Özyurt, G., Ve Kavurma, C. (2016). Çocuk ve ergenlerde aile dışı ve aile içi cinsel istismar olgularının karşılaştırılması. Anatolian Journal Of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi17(1).
  • Göde, O., Savi, F. ve Savi, S. (2006). Ergenlerde duygusal istismar ve ihmal ile benlik algısı ve genel kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi. Çağdaş Eğitim Dergisi31(329), 17-22.
  • https://www.healthychildren.org/English/safety-prevention/at-home/Pages/What-to-Know-about-Child-Abuse.aspx (2021). 24.11.2021 tarihinde erişildi.
  • Kara, B., Biçer, Ü., ve Gökalp, A. S. (2004). Çocuk istismarı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi47(2), 140-51.
  • Keser, N., Odabaş, E., ve Elibüyük, S. (2010). Ana-babaların çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi düzeylerinin incelenmesi. Türkiye Çocuk Hastalıkları Dergisi4(3), 150-157.
  • Koçmarlar, H., ve Akbağ, M. (2018). Ergenlerin anne baba ve öğretmenlerinden algıladıkları duygusal istismarın öz-yeterlikleri üzerindeki yordayıcı etkisi üzerine bir inceleme. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi8(15), 1323-1360.
  • Korkmazlar-Oral, Ü., Engin, P. ve Büyükyazıcı, Z. (2010). Türkiye’de çocuk istismarı ve aile içi şiddet araştırması: Özet raporu. Ankara: T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu.
  • Krug, E. G., Mercy, J. A., Dahlberg, L. L., ve Zwi, A. B. (2002). The world report on violence and health. The lancet360(9339), 1083-1088.
  • Öztep, İ. C. (2010). Duygusal istismar algılayan ve algılamayan ergenlerin kaygı düzeyleri ve denetim odaklarının karşılaştırılması. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Maltepe Üniversitesi, İstanbul.
  • Öztürk, A. B. (2009). Çocuğun cinsel istismarı ve aileyle çalışma. Toplum ve Sosyal Hizmet20(2), 89-98.
  • Sarı, H. Y., Ardahan, E., ve Öztornacı, B. Ö. (2016). Çocuk ihmal ve istismarına ilişkin son 10 yılda yapılan sistematik derlemeler. TAF Preventive Medicine Bulletin15(6), 501-511.
  • Sümer, N., ve Şendağ, M. A. (2009). Orta çocukluk döneminde ebeveynlere bağlanma, benlik algısı ve kaygı. Turk Psikoloji Dergisi24(63).
  • Şahin, F., ve Taşar, M. A. (2012). Cinsel istismar ve ensest. Türk Pediatri Arşivi47(3), 159-164.
  • Taner, Y., ve Gökler, B. (2004). Çocuk istismarı ve ihmali: Psikiyatrik yönleri. Acta Medica35(2), 82-86.
  • Taş, A. (2017). Hacettepe üniversitesi öğrencilerinin çocuk ihmal ve istismarı hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi.
  • Tıraşçı, Y., ve Gören, S. (2007). Çocuk istismarı ve ihmali. Dicle Tıp Dergisi34(1), 70-74.
  • Topbaş, M. (2004). İnsanlığın büyük bir ayıbı: Çocuk İstismarı. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni, 3(4), 76-80.
  • Tunçeli, H. İ., & Zembat, R. (2017). Erken çocukluk döneminde gelişimin değerlendirilmesi ve önemi. Eğitim Kuram ve Uygulama Araştırmaları Dergisi3(3), 1-12.
  • UNİCEF. Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türkiye Milli Komitesi. Ankara, UNİCEF,1996.
  • Ünal, F. (2008). Ailede çocuk istismarı ve ihmali. Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, (1), 9-18.
  • Yarar, F., ve Yarış, F. (2011). Birinci basamakta çocuk istismarı ve ihmaline yaklaşım. Turkish Journal of Family Practice/Türkiye Aile Hekimligi Dergisi15(4).
  • Yılmaz, G., İşiten, N., Ertan, Ü., ve Öner, A. (2003). Bir çocuk istismarı vakası. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi46(4), 295-298.
  • Yiğit, R. (2005). Cocuklarin cinsel istismari ve ensest. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi8(3), 90-100.
  • Yolcuoğlu, İ. G. (2010). Çocukların ihmal-istismara uğramasında aile ve çocuklara yönelik risk faktörleri ve sosyal hizmet müdahalesi. Toplum ve Sosyal Hizmet21(1), 73-83.
  • Yüksel, F., Keser, N., Odabaş, E., Kars, G. B., Yurtkulu, F., Daşkafa, F., Arslan, F., & Cayrat, E. (2013). Çocuk istismarı ve çocuk izlem merkezleri. Tıbbi Sosyal Hizmet Dergisi, (2), 18-22.
  • Zoroglu, S. S., Tüzün, Ü., Sar, V., Öztürk, M., Kora, M. E., ve Alyanak, B. (2001). Çocukluk dönemi istismar ve ihmalinin olasi sonuçlari1/Probable results of childhood abuse and neglect. Anadolu Psikiyatri Dergisi2(2), 69.
Nazan Rümeysa TEKİN
Nazan Rümeysa TEKİN
KTO Karatay Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu Tekin, lisans hayatında bir topluluk kurmuş; bu toplulukla çeşitli imza günleri, söyleşiler ve zirveler düzenleyerek akademik hayatına birçok katkı sağlamıştır. Yine topluluk bünyesinden çıkardığı Bakış Açısı isimli dergide hem genel yayın yönetmeni hem de yazar olarak görev almıştır. Asistan öğrenci olarak çalıştığı dönemlerde konserler ve bahar şenlikleri düzenleyerek sosyal organizasyonlarda da aktif rol alarak dolu dolu bir lisans hayatı geçirmiştir. Mezun olduktan sonra gönüllü organizasyonlarda toplumsal fayda yararına çalışmaya devam etmekte olup aynı zamanda öğrenci odaklı oluşumlarda atölye ve eğitimler vermektedir. Travma, öz şefkat, bilinçli farkındalık, reddedilme gibi konularda çalışmakta olup aktif olarak danışan gören Tekin; Bursa Teknik Üniversitesi'nde Psikoloji yüksek lisansına devam etmektedir.

İlgili Yazılar

YORUM ALANI

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz