Travmalar İçinde Varoluş

Travma sonrası yaşantılarda “biz” olmak bizi nasıl etkiler?

Travma kelimesi, Türk Dil Kurumunda ‘sarsıntı’ olarak tanımlanmaktadır. Kelimenin kökeni ise Yunancadan gelen ‘sakatlık’ veya ‘yara’ kelimelerine dayanır. Travmatik olaylar beklenmedik zamanlarda, koşullarda ve olağan dışı şekillerde oluşur. Hayatımızı ve bizi tehlikeye atabilecek, çevremizdeki insanların, yakınlarımızın veya sadece duyduğumuz bir haberin bizde travmatik etki yaratabilme gücü vardır. Travmatik yaşantılara dair bu beklenmezlik olayın sadece günlük yaşantımızla karşılaştırıldığında daha nadir ortaya çıkmasından kaynaklanmamaktadır. Bunun kaynağı; günlük yaşayışımızın doğasını bozan ve bize uyum problemleri yaşatabilecek içeriğe sahip olmasındandır. Uyum problemi yaşabileceğimiz sorunlarla karşılaştığımızda bu sorunlar bizlerin başa çıkma stratejilerimizi yok edebilir. Bu da problemlerimizle nasıl yüzleşeceğimiz veya hayatımıza nasıl devam edeceğimizle ilgili zihnimizde yeni problemler oluşturur. Yaşadığımız bu olağan dışı durum bizi ne kadar güçsüz olduğumuzla yüzleştirir ve bununla birlikte çaresizlik hissetmeye başlarız. Çaresizlik hissettiğimiz andan itibaren artık hayatımızı denetlemede, kontrol etmede ve anlamlandırmada kullandığımız baş etme sistemlerimiz felç olmaya başlar.

Peki bu durumlara nasıl tepkiler geliştiririz?

Travmatik bir olayla karşılaştığımızda duygusal, bilişsel veya fiziksel tepkiler geliştirebiliriz.  Geliştirdiğimiz tepkilerin içeriği, biçimi ve şiddeti, bize ve bizim yaşadığımız olaya göre farklılıklar gösterir. Bazı durumlarda bu tepkilerimiz şiddetini kaybetmeden devam ederken, bazılarında ise tepkiler daha hızlı ortadan kalkabilir. Psikologlar, daha uzun ve daha şiddetli verilen tepkiler ile ilgilenirler.  Bu uzun süreli tepkiler literatürde; “Akut Stres Bozukluğu” ve “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” olarak iki temel durum olarak tanımlanır.

Travmatik bir olay yaşadık. Ya sonra?

Travmatik yaşantıların ardından oluşan olumsuz psikolojik değişimlerin yanında olumlu psikolojik değişikliklerin de olabileceği 1990’larda ortaya koyulmaya başlanmıştır. Travmatik yaşantımızın ardından bizim gelişebileceğimiz, büyüyebileceğimiz düşüncesi üzerine travma sonrası gelişim kavramı ortaya koyulmuştur. Bu kavram, travma sonrası yaşantıya sahip olan bir bireyin uzun süreli değişimlerini ele alan bir kavramdır. Bizim ve kişiliğimizin değişim süreçlerini kavramsallaştırır.  Bu kavramsallaştırma kendimize dair düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızda kendimizi geliştirecek yeni yollar keşfetmemizi içerir ve her birey, her kişilik kendi yollarını keşfeder, kendisini büyütür. Travmatik olayların sonrasında bizlerin verdiği tepkiler ağaç metaforuyla açıklanmıştır. Yaşanılan fırtına sonrasında var olan üç tip ağaçtan bahsedilir.  Bu ağaçların ilki fırtınaya rağmen kırılmamış, bükülmemiş, fırtınadan etkilenmemiş görünmektedir. Bu ağaç dayanıklı olarak adlandırılır. İkinci ağaç türü fırtınadan etkilenmiş, rüzgârda eğilmiş fakat kırılmamıştır. Bu ağaç tipi de hayatın içindeki zorluklarla karşılaşmış etkilenmiş ama normal yaşantısında hızlı bir şekilde adapte olan yani iyileşen bizleri niteler. Üçüncü tür ağaç ise fırtınada eğilir. Ama tekrar eski haline dönmek yerine yaralarını, hasarlarını yeni yaprak ve dallar açarak kalıcı olarak düzeltme yoluna giden ağaçtır. Bu  “biz” ise, travma sonrası büyümeye çalışan ve büyüyen “biz”dir.

Ama büyümeyi nasıl başaracağız?

Travma sonrası büyüme ile ilgili araştırmaların sonucunda bazı kavramsal modeller ortaya koyulmuştur.  Bu kavramlardan biri “yaşam krizleri ve büyümenin kavramsal modeli” dir.  Bu modele göre biz stres içeren yaşam krizleriyle yüzleştiğimizde, verdiğimiz tepkileri etkileşim halinde olduğumuz yaşamsal faktörler ile şekillendiririz. Yaşamımızda bizi etkileyen çevresel ve kişisel modellerimiz, yaşadığımız kriz durumu ve sonrası, başa çıkma stratejilerimiz ve bilişsel değerlendirmelerimiz, travma sonrası büyümemizi şekillendiren etkenlerdir. Biraz daha açıklamak istersek, bizim sahip olduğumuz sosyal destek, bulunduğumuz toplumun sosyokültürel yapısı, ekonomik kaynaklarımız, demografik özelliklerimiz, psikolojik sağlamlığımız, kendimizi yorumlayış biçimimiz, yaşadığımız olayın süresi, şiddeti, problem odaklı veya çözüm odaklı yaklaşımlarımızın hepsi, travma sonrasında büyümemiz için birer değişken ve kaynaktır. Bizim sosyal hayatımızı geliştirmemiz, kişisel farkındalıklarımızı ve problemlerimizle başa çıkma stratejilerimizi arttırmamız, travma sonrasındaki değişimimizi etkiler.

Diğer bir model ise “organizmik” değerlendirme kuramıdır.  Bu model bizim kendimizi değerlendirmeye ve büyümeye dair içsel motivasyonlarımızın olduğu fikri üzerine kurulmuştur. Biz, kendi gelişimimiz için hayatlarımızdaki en önemli noktanın ne olduğunu bilir ve buna göre kendimize yol çizeriz. Bu özelliğimizin var olması da bizi yaşamdan daha fazla doyum aldığımız ve psikolojik olarak iyilik halini oluşturduğumuz bir varoluşa götürür. Bu modele göre ilk olarak tamamlama eğitimimizi tamamlarız. Ardından bu durumu özümseriz ve bir sonraki aşama olan uyum aşamasına geçiş yaparız. Bu sayede anlamlandırmamızı tamamlamış oluruz. Buradaki tamamlanış bizim büyümemiz ile sonuçlanır. Son boyut ise öznel iyilik hali ve psikolojik iyi oluş halidir.  Travma sonrası büyümeyi gerçekleştirebilmemiz için psikolojik iyi oluş halimizi sağlamış olmalıyız. (Bu modellerde de görüldüğü üzere bizim büyüyebilmemiz bize ve bizim psikolojik iyi oluş halimize bağlı olduğu söylenebilir.)

Peki, en başından beri bahsi geçen “biz” kimdir ve bu  kavram nasıl oluşur?

Aslında biz kavramı yaşadığımız, gördüğümüz, karşılaştığımız, selam verdiğimiz herkesi ve her şeyi kapsayan bir kavramdır. Bakış açılarımız bizi ve kişiliğimizi oluşturur. Kişiliklerimiz başa çıkma stratejilerimizi oluşturur. Bu oluşumların ardından biz yani sen büyümeyi gerçekleştirirsin. Anlatılan kuramsal modelleri ve psikolojik iyi oluşunu gerçekleştirerek “travma sonrası büyüme”nin başarılı kişiliği olarak her zaman sen var olabilirsin.

 

 

Kaynaklar:

  • Briere, J. N. (2016). Travma Terapisinin İlkeleri Belirtiler, Değerlendirme, ve Tedavi için Bir Kılavuz- Dsm-5 için Güncellenmiş. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  • Dürü, Ç. (2006). Travma Sonrası Stres Belirtileri ve Travma Sonrası Büyümenin Çeşitli Değişkinler Açısından İncelenmesi ve Bir Model Önerisi. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (6) 117-143.
  • Herman, J. (1992). Travma ve İyileşme (5.basım). İstanbul: Literatür Yayınları.
  • Shaw, A., Joseph, S. ve Linley, P. A. (2005). Religion, spirituality, and posttraumatic growth: A systematic review. Mental Health, Religion & Culture, 8(1), 1-11. doi.org/10.1080/1367467032000157981.
  • Tedeschi, R. G. ve Calhoun, L. G. (2004). Posttraumatic growth: Conceptual foundations and empirical evidence. Psychological Inquiry, 15(1), 1-18. doi.org/10.1207/s15327965pli1501_01.
  • Türk Dil Kurumu. (t.b.). Travma. Türk Dil Kurumu Sözlükleri. 3 Aralık 2019’da https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı.
Sümeyye Hamra KOTAN
2020 yılında KTO Karatay Üniversitesi Psikoloji Bölümünden onur öğrencisi olarak mezun oldum. Lisans öğrenimimde birçok sosyal yardım projesinde görev aldım. Yönetim kurulu üyesi olduğum Bilgi ve Düşünce Topluluğu ile birlikte birçok seminer ve etkinlik düzenledim. Lisans döneminde çıkarttığımız Bakış Açısı dergisinin genel yayın yönetmenliğini ve yazarlığını yaptım. 1 dönem Psikoloji bölüm başkanımızın 3 dönem de İletişim Koordinatörlüğünde öğrenci asistanlığını yürüttüm. “Sağ Kanat Yetkeciliği ve Adil Dünya İnancı” hakkında ulusal bir kongrede bildiri sunumunu gerçekleştirdim. Lisans bitirme tezimde Travma ve Grup Aidiyeti üzerine çalıştım. Şu an ağırlıklı olarak “Travma Sonrası Büyüme”, “Affedicilik” ve “Adil Dünya İnancı” çalışmaktayım. Bursa Teknik Üniversitesi’nde Psikoloji alanında Yüksek Lisans öğrenimimi tamamlıyorum.

İlgili Yazılar

YORUM ALANI

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz